21 Şubat 2014 Cuma

köle

hepimiz zavallıyız hanımlar beyler. ve daha ne kadar düşebiliriz merak ediyorum.

çok mu sert oldu? zoruna mı gitti yoksa? izah edeyim.

internet düzenlemesinden bahsediyorum. ve bunun, ve buna alkış tutanların, en hafif tabirle zavallı olduğunu söylüyorum.

internetimiz önceden izlenmiyor muydu? face, tüm hareketlerimizi kaydetmiyor muydu? ediyordu. twitter, neyimiz var neyimiz yoksa dökmüyor muydu? elbette. google, benim şu an yazdığım yani, ne aradığımızı dolayısıyla kişiliğimizi ince ince işleyip önce amerikaya(yahut israile) sonra da yerel hükümetlere yollamıyor muydu? muhakkak.

örnekler çoğaltılabilir. özetle hepimiz, internetin ilk gününden son gününe dek takip edildik. ve bugün dünyadaki 6 milyar insanın(veya daha fazlasının); ne olduğu, kim olduğu, neyi sevip neyi sevmediği, dostu düşmanı, ne zaman hasta olup ne zaman mutlu olduğu vb...kıymığına dek biliniyor ve kullanılıyor.

2000lerin başında bunları yazanlara komplo teorisyeni denip taşşak geçilirdi. ama artık, 70lik ninenin bile dijital bilgiyle donandığı dünyada, hepimiz ne olup bittiğini gayet net biliyoruz.

''öyleyse derdin ne olum, manyak mısın sen?''

yok, değilim.

pipadan, sopadan ve bizdeki tib'den bahsetmek istiyorum.

pipa ve sopa, amerikan merkezli silikon vadisinin ve bilişime hakim güçlerin,insanları kontrol altına alıp terbiye etmek, ehlileştirmek için kullandıkları iki tasarının adıydı. bir ara bizim twitlerde de baya geçti, ama kimse iplemediği için tv hafızalı milletimizce çabuk unutuldu.

bu iki sistemle, artık paylaşımda bulunmanız ve internette fikir belirtmeniz imkansız hale gelecekti ve ister melek ister şeytan olun, elektronik ortamdaki tüm paylaşımlarınız teyit almadıkça ''paylaşılamayacaktı''.

bir çok ülke bu sistemleri kabullendi. bir çoğu da kabullenmedi. kabul etmeyenlere daha yumuşak bir geçişin uygulanmasına karar verildi:

önce bireylerin internette kişisel güvenliğinin korunduğu, baya büyük bir kitlenin çocuk tornosu(anladın sen onu) izlediği ve bunun yaygınlaşmasının önüne geçilmeye çalışıldığı iddia edildi. milli hükümetler bu tip tasarıları(bizimki dahil) kendi ülkelerinde halklarına anlatmak ve vazifelerini ifa etmekle görevlendirildiler.

birçok ülke hala bu düzene uymadı. ama amerikanın sadık ''müttefiki'' olarak biz derhal uyduk.

önce kelimeler yasaklandı, sonra internet şirketlerine ve sistemi belirleyenlere kazuistik(katı ve dışına çıkılamaz) paketleri satmaları emredildi. aile paketi, özel paket vb... cicili isimlerle de insanlara bu yapılanın, aslında onların ve sevdiklerinin iyiliğine olduğu telkin edildi. bunu kah en tepedeki adamlar, kah reklamcılar yaptılar.

insanlar haklı olarak, özel hayatlarının yok edilmesine tepki gösterdi.

ve bazı dangalaklar atıldı hemen:''ulan sen o kadar önemli misin be gerizekalı? ne sanıyorsun kendini?''

geldiğimiz yerde, artık ip de değiştirseniz, başka yollara da başvursanız, istisnasız girdiğiniz tüm siteler takip edilip kaydedilecek. ne anlarsanız o. dilerseniz torno izleyin, dilerseniz gayet normal bir belgesel. farkı yok.

bu şuna benziyor: evinize bir yabancı girecek ve diyecek ki; ''ben senin iyiliğin için seni 7/24/365 takip edeceğim, wc-banyo dahil her yere kamera koyacağım, sen de buna sevinerek uyacaksın.ağzının kenarına bir mikrofon, kafanın üstüne bir kamera,kafana da bir çip koyacağım ve her algını, her dışavurumunu her an okuyacağım. toplumun iyiliği için de dilediğimi kırpacağım. sen artık o şeyi düşünemeyecek yahut yapamayacaksın.''

buna razı olur muydunuz?

oldunuz aslında. hem de sevine sevine, büyük bir gönüllülükle.

en başta dediğim gibi, zaten takip ediliyorduk. öyleyse niye resmileşti bu iş?

çünkü sistem itaatinizi açıkça görmek ve bunu gönüllü hale getirmek, bunu otomatik şekle sokmak istedi. ve başardı. bugün, bütün özgürlüklerini devletine veren ve karşılığında üç beş kuruş ve bir avuç yalanla yaşamaya razı yüz milyonlar oluşturuldu. hem bu ülkede, hem tüm dünyada.

bireyler kendi rızalarıyla köle oldular. hobbes'un dediği gibi, devlet önce baba sonra ejderha oldu ve artık önü alınamıyor.

aslında bu uzun yıllardır el altından yapılan bir çalışmaydı. ama zamanla hazırlandık ve köleliğimizi alkışlarla kabul etme noktasına geldik. artık dünyada, kendine çip taktırıp dolaşabilen insanlar var.

neredeyse matrixte yaşıyoruz. twittersiz yapamıyor, face'e illa ki bakıyor, bilgisayarlarımızı cebimizde taşıyoruz. anca uyuduğumuzda kapatıyoruz. (ki onda bile kapatmıyoruz)

acaba, kendimizi gülerek öldürdüğümüz günler yakın mı?
http://www.youtube.com/watch?v=XJ-hI-KO3Uc

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder